Savaş ve Sanayimizin Durumu…

Cumhuriyetimizin 103 yıllık tarihi boyunca sanayi sektörümüz önemli bir deneyim biriktirmiş, birçok badire atlatmıştır. Dolayısıyla bu topraklarda sanayi çatısı altında faaliyet gösteren her sektör, ülkemiz ve geleceğimiz için son derece kıymetlidir. Bugün sanayimiz, ulaştığı büyük kurulu kapasiteyle ekonomimizin lokomotif gücünü oluşturmakta; kalkınmaya hizmet etmekte ve milyonlarca insanımıza iş ve aş sağlamaktadır.

Bu güçlü görüntüsüyle toplumsal refahın ve sürdürülebilir büyümenin kilit taşı olan, her bir sektörünü özenle korumamız gereken sanayimiz, ne yazık ki ağır bedeller ödediği bir dönemden geçmektedir. Bundan 4 yıl önce, o dönemde eleştirdiğim ve karşı çıktığım, veciz ifadeyle rasyonel olmayan ekonomi politikalarının yarattığı sorunlar nedeniyle sanayimizin hiç hak etmediği bir bedeli üstlenmek zorunda kaldığını müteaddit defalar dile getirmiştim. Bugün ise sanayimiz, İran’a yönelik savaşın ortaya çıkardığı yeni sorunlar nedeniyle adeta ayakta kalma mücadelesi vermektedir.

İran ile ABD ve İsrail arasında başlayan savaşın en büyük felaketi, sivillere ve sivil yerleşim bölgelerine getirdiği yıkımdır. Bu nedenle savaşın bir an önce sona ermesini ve bölgemizde barış ve huzurun kalıcı olarak tesis edilmesini temenni ediyorum. Öte yandan, bu savaşın yalnızca siyasi ve askeri bir çatışma olmadığına, aynı zamanda ekonomik bir savaşa dönüştüğüne de tanık oluyoruz. Savaş kısa sürede sona erse bile yarattığı ekonomik tahribat hayatımıza ciddi şekilde yansımış durumdadır. Dolayısıyla, istesek de istemesek de yaşanan gelişmelerin Türkiye ekonomisini etkileyeceği açıktır.

Oysa Türkiye’de 2023 yılından itibaren ekonomide rasyonel bir politika çerçevesine geçilmiş; bunun sonucunda makroekonomik kırılganlıkların azaltılması ve finansal istikrarın yeniden tesisi yönünde önemli bir yol kat edilmişti. Üç yıldır uygulanmakta olan Orta Vadeli Program çerçevesinde belirlenen makroekonomik hedeflere ulaşabilmemiz için zamana ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde patlak veren bu savaş nedeniyle, bugün maalesef bambaşka bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Küresel ekonomide son 60 yılın en şiddetli ticaret savaşının yaşandığı bir süreçte önemli bir parçalanma gözlenirken, hemen kuzeyimizde dört yıldır süren savaşın ardından Orta Doğu’daki son gelişmeler tabloyu daha da ağırlaştırmıştır.

Bugün dünya genelinde birçok açıdan olağanüstü ve sıra dışı bir dönem yaşanmaktadır. Bu durum, ülkeleri ekonomik hedeflerini ve politikalarını gözden geçirmeye zorlamaktadır. Bu çerçevede, bizim de Orta Vadeli Program’ı ve programdaki hedefleri, başta enflasyon olmak üzere, bazı yönleriyle yeniden değerlendirerek güçlendirmemiz ve küresel olağanüstü koşullara karşı daha esnek bir yaklaşım benimsememiz gerektiğini düşünüyorum.

Ümit ederiz ki savaş uzun sürmez ve yarattığı tahribat kalıcı olmaz. Ancak bazı gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. Artık sanayimizi ve ihracatımızı ayakta tutacak gerekli değerlendirmelerin yapılması; sanayi kesimi olarak yıllardır ekonomimizin başarısı için verdiğimiz mücadelenin karşılığının ekonomi yönetimi tarafından ortaya konulması gerektiğine inanıyoruz.

Son haftalarda, başta emek yoğun sektörler olmak üzere açıklanan bazı teşviklerle bu yönde bir duyarlılık gösterildiğini görüyoruz. Ancak bunun yeterli olmadığını, daha kapsamlı desteklere ihtiyaç duyulduğunu da açıkça ifade etmek gerekir. Zira dünyada giderek sertleşen rekabet koşullarında ayakta kalabilmek için destek ve teşvik mekanizmalarının daha güçlü şekilde ele alınması gereken bir dönemden geçiyoruz.

Bu önemli konuları ve içinde bulunduğumuz süreci, “Reel Sektörün Nabzı: Sektörel Sorunlar ve Stratejik Çözümler” gündemiyle geçtiğimiz ay gerçekleştirdiğimiz Meclis ve Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda, Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek ile birlikte değerlendirdik. Gerek meslek komitelerini temsilen söz alan sanayicilerimizin aktardığı sorunlar ve çözüm önerileri, gerekse Sayın Bakanımızın değerlendirmeleri açısından son derece verimli bir toplantı gerçekleştirdiğimizi ve sonuçlarını önümüzdeki dönemde alacağımıza inandığımızı ifade etmek isterim.

Geçen ay önemli bir başka istişare toplantımızı da Ticaret Bakanlığımız ile yaptık. Ticaret Bakan Yardımcılarımız sayın Mustafa Tuzcu ile Sayın Sezai Uçarmak’ın yanı sıra Bakanlık Daire Başkanları ve Genel Müdürlerinin de katıldığı, toplantımızda, Odamızın Meslek Komiteleri temsilcileri, sektörlerinin güncel sorunlarını ve çözüm önerilerini Bakanlık yetkilileri ile paylaşma fırsatı buldu. Bakan Yardımcılarımızın da değerlendirme ve önerileriyle geçen bu yararlı toplantımızın ayrıntılarını dergimizin ilerleyen sayfalarında okuyabilirsiniz.

Yoğun programına rağmen vakit ayırarak, kıymetli bürokratlarıyla birlikte toplantımıza katılan ve her zaman olduğu gibi sanayicilerimizin sesine kulak veren Sayın Bakanımız Mehmet Şimşek’e ve çalışma arkadaşlarına, Ticaret Bakan Yardımcılarımıza bir kez daha teşekkür ediyor; hepinize sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir ay diliyorum.

Erdal BAHÇIVAN
İstanbul Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Başkanı